Karaciğer Sağlığı ve Beslenme


    Karaciğer, vücudumuzun en büyük ve en ağır organıdır. Bu nedenle; hem büyüklüğü hem de yerleşim yeri itibariyle gördüğü fonksiyonlar sebebiyle çok önemli bir organdır. Vücuttaki protein, karbonhidrat, yağ, vitaminler, ilaçlar ve birtakım elementlerin vücutta işlem görebilmesini sağlar.

    Karaciğer hücrelerinde yağ birikmesinin (karaciğer yağlanması) esas bozukluk olduğu durumların başında alkole bağlı karaciğer hastalıkları (alkole bağlı karaciğer yağlanması, akut alkolik hepatit, alkolik siroz gibi) gelir. Ancak son yıllarda giderek artan şekilde, alkole bağlı olmayan karaciğer yağlanmasının da ciddi karaciğer hastalıklarına yol açabildiği ortaya konmuştur. Bu durum “alkol dışı yağlı karaciğer hastalığı” olarak isimlendirilir.

Alkole bağlı olmayan karaciğer yağlanmasının nedenleri nelerdir?

    Hiç alkol almayan, ya da günde 20gr’dan az alkol alan kişilerde meydana gelen karaciğer yağlanması, alkol dışı karaciğer yağlanması olarak isimlendirilir. En önemli sebepleri olarak hiperlipidemi (kolesterol ve/veya trigliserid yüksekliği), şişmanlık, şeker hastalığı ve bazı ilaçlar sayılabilir. Karaciğer yağlanması tıbbi sorun olarak karşımıza çıktığında bu hastaların %90’ından fazlasında hiperlipidemi(kolesterol ve/veya trigliserid yüksekliği), şişmanlık, gizli veya aşikar şeker hastalığı gibi sorunlar vardır ve bu rahatsızlıklar aynı zamanda kalp ve damar hastalıkları için de ciddi risk faktörleridir.

Karaciğer yağlanması nasıl anlaşılır? Teşhisi kolay mıdır?

    Karaciğer yağlanmasının özel bir klinik belirtisi yoktur. Ancak yukarda belirtilen risk faktörlerine sahip hastalarda, genel sağlık kontrolü veya bir hastalık sebebiyle yapılan biyokimyasal tetkikler sırasında, karaciğer testlerinin ( SGT, GGT,ALT) yüksek bulunması veya üst karın ultrasonografisinde karaciğerde yağlanma saptanması tanıya giden ilk adımdır. Bazen bahsedilen risk faktörlerine sahip olmayan kişilerde de karaciğer yağlanması olabilir. Genetik faktörlerin rolü söz konusudur. Alkol alan ama bunu gizleyen hastalarda tanı güçlüğü yaşanabilir.

Karaciğer yağlanması siroza yol açar mı?

    Karaciğer yağlanması zamanla siroza ilerleyebilir.Obezite, şeker hastalığı ve ilk tanı konulduğunda karaciğer dokusunda yağlanmanın (steatoz) yanı sıra karaciğer iltihabı (hepatit) ve bağ dokusu gelişimi (fibrozis) bulunan hastalarda siroz riski yüksektir. Bunlar daha yakından izlenmeli ve yağlanmaya yol açan bozukluklar giderilmeye çalışılmalıdır.

Karaciğer yağlanması tedavisi olan bir hastalık mıdır?

    Karaciğer yağlanması genel olarak düzelebilir bir rahatsızlıktır. Özellikle sorun basit yağlanma (iltihab ve bağ dokusu artışı yok) aşamasında iken diyet, egzersiz ve gerekirse ilaçlarla şişmanlık, hiperlipidemi ve varsa şeker hastalığı ile gerektiği gibi mücadele edilir ve başarı sağlanırsa yağlanma azalır, hatta kaybolur.

    Sağlıklı beslenme ve düzenli spor ile sağlanacak uygun kiloya ek olarak, hiperlipidemi ve glikoz metabolizması bozuklukları ile sıkı mücadele, işin esasını oluşturmaktadır. Bu sadece karaciğer için değil, genel sağlık için de gerekli olan bir yaklaşımdır.

Nasıl beslenmeliyiz?

    Alkolden uzak durulmalıdır. Kadınların 1, erkeklerin ise 2 kadehten fazla alkol tüketmeleri başta karaciğer fonksiyonları olmak üzere birçok yaşamsal fonksiyonumuza zarar vermektedir. Karaciğerin yükünü azaltmak için,doğal besinler tercih edilmelidir. Hayvansal yağlardan uzak durulmalıdır.(tereyağı, içyağı gibi) Sebze ve meyve gibi lifli besinlerin tüketimi arttırılmalıdır. Şarküteri ürünlerinden (sosis, salam, sucuk gibi) ve sakatatlardan uzak durulmalıdır. Yağlı etler ve kıyma, tavuk derisi, yumurta gibi yağlı besinlerin tüketimi azaltılmalıdır. Kuruyemişler ılımlı tüketilmelidir. Şeker vücutta yağa dönüştürüldüğü için karbonhidrat ve şeker tüketimi mümkün olduğu kadar azaltılmalıdır. Enginar, bal tüketmek karaciğer için çok faydalıdır. (Bal, diyabet hastalığı varsa yenmemelidir). Egzersiz, hayatın bir parçası haline gelmelidir.
Makaleler Anasayfa
"Site içeriğinde bulunan bilgiler bilgilendirmek içindir, bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez"